Sıcaklıkların artması ve yağışların mevsim normallerinin altına düşmesiyle birlikte İstanbul'un barajlarındaki su seviyesi kritik bir düşüş trendine girdi. Uzmanlar, mevcut rezervlerin dikkatli yönetilmesi gerektiğini belirterek sonbahar dönemi için su stresi uyarısında bulundu.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından paylaşılan güncel veriler, kentin su kaynakları üzerindeki baskının arttığını gözler önüne serdi. Mayıs ayında yüzde 72 seviyelerinde olan baraj doluluk oranları, yaz aylarındaki yüksek tüketim ve buharlaşmanın etkisiyle yüzde 56,63 seviyelerine kadar geriledi.
Kritik Eşik ve Rezerv Durumu
İstanbul’un toplam 868 milyon metreküplük biriktirme hacmi bulunsa da, şu anki stok yaklaşık 491 milyon metreküp seviyesinde seyrediyor. Özellikle Sazlıdere, Istrancalar ve Pabuçdere gibi noktalarda doluluk oranlarının yüzde 30’ların altına inmesi dikkat çekiyor. İstatistiksel verilere bakıldığında, 2023 yılındaki kurak döneme kıyasla bir miktar daha iyi durumda olunsa da, 2025 yılı verileri su yönetiminin ne kadar hassas bir dengede olduğunu kanıtlıyor.
Beş Aylık Kritik Süreç
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Meteoroloji Mühendisi Dr. Güven Özdemir, dış kaynaklardan su takviyesi yapılmaması durumunda İstanbul’un elindeki mevcut suyun yaklaşık 154 gün, yani 5 ay kadar yetebileceğini belirtti. Özdemir, "Yaz aylarında tüketim hızımız oldukça yüksek. Melen ve Yeşilçay gibi dış havzalardan gelen destek olmasa, barajlardaki su miktarı kentin ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalır" ifadelerini kullanarak, suyun "ölü hacim" denilen kullanılamaz kısmına dikkat çekti.
Sonbahar Yağışları Belirleyici Olacak
İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Toros ise suyun sadece arz tarafına değil, talep yönetimine de odaklanılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Toros, "Eylül ayından itibaren beklenen yağışların miktarı, kış dönemine hangi rezervle gireceğimizi belirleyecek. Bu nedenle önümüzdeki aylarda yağış rejimini çok yakından takip etmeliyiz" dedi.
Tasarruf ve Geri Dönüşüm Çağrısı
Uzmanlar, metropollerde su güvenliğini sağlamanın tek yolunun verimlilikten geçtiği konusunda hemfikir. Evlerdeki bireysel tasarruf önlemlerinin yanı sıra; sanayi kuruluşlarında, rezidanslarda ve büyük ölçekli yapılarda gri su geri kazanım sistemlerinin kurulması, yağmur suyu hasadı yapılması ve atık suların arıtılarak yeniden kullanılması gelecekte yaşanabilecek su krizlerinin önüne geçmek için hayati önem taşıyor. İstanbul’un su geleceği, hem meteorolojik gelişmelere hem de kentin su tüketim alışkanlıklarındaki değişime bağlı görünüyor.