Yalova’da yaklaşık 50 işçi ile çok sayıda tedarikçi firma, paravan şirketler üzerinden düzenlenen karşılıksız çeklerle yaklaşık 1 milyar lira zarara uğratıldıkları iddiasıyla bir et ve et ürünleri firmasının sahipleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Mağdurların avukatlarından İbrahim Halil Açıkgöz, dosyanın boyutunun son derece büyük olduğunu belirterek, yaşananları Türkiye’de bugüne kadar gündeme gelen en büyük dolandırıcılık iddialarından biri olarak değerlendirdi. Açıkgöz, “Bugün mağdurlarla birlikte, kamuoyunda bilinen büyük davalardan sonra en ciddi dolandırıcılık iddialarından biriyle karşı karşıyayız” dedi.
Bursa–Yalova kara yolu üzerinde faaliyet gösteren ve et ile et ürünleri alanında hizmet veren şirketin, 2025 yılının Aralık ayında konkordato ilan ettiği, bu süreçte ise yaklaşık 50 çalışanını işten çıkardığı öğrenildi.
Şirkete hayvan ve et tedariki yapan taşeron firmalar ile maaş ve tazminatlarını alamadıklarını ileri süren işçiler, firma sahipleri Serdar Y., Nurçin Y. ve Serdar A. hakkında suç duyurusunda bulundu.
“Sahte yatırımlarla güven oluşturuldu” iddiası
Avukat Açıkgöz, sistemin kamuoyunda “Çiftlik Bank” davasıyla bilinen ve “Tosuncuk” lakaplı Mehmet Aydın örneğine benzer bir yöntemle kurgulandığını öne sürdü.
Açıkgöz, şunları söyledi:
“Yaklaşık 1 milyar liralık bir zarardan söz ediyoruz. Şirket yetkilileri, kendilerini farklı firmalara ortak gibi göstererek ve et sektöründe milyarlarca liralık yatırım yapacaklarını iddia ederek piyasada güven oluşturdu. Gerçeği yansıtmayan haberler ve paylaşımlar yoluyla insanlar yönlendirildi.”
“Müvekkilimin zararı 16 milyon lira”
Dosyada yer alan bir diğer avukat Yiğit Yavaş ise kendi müvekkilinin zararının yaklaşık 16 milyon lira olduğunu açıkladı.
Yavaş, şüphelilerin paravan şirketler üzerinden kurdukları yapı ile hem tedarikçileri hem de çalışanları mağdur ettiğini savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu süreçte yalnızca insanların iyi niyeti suistimal edilmedi. Aynı zamanda ticari hayatı korumak için öngörülen konkordato kurumu da adeta bir kalkan gibi kullanıldı. Üç milyar liralık yatırım vaadi ve gerçeği yansıtmayan medya içerikleriyle piyasada yapay bir güven ortamı oluşturuldu. Bu yöntemle piyasadan milyonlarca liralık ürün toplandığını düşünüyoruz. Şirketin mali durumunu gizlemek ve mal kaçırmak için konkordato sürecinin bir perde olarak kullanıldığı kanaatindeyiz.”
“135 milyon lira dolandırıldım” iddiası
Tedarikçi firma sahiplerinden Murat Açıköz ise şirket tarafından kendisinin yaklaşık 135 milyon lira zarara uğratıldığını ileri sürdü.
Açıköz, halen tehdit aldığını belirterek şunları söyledi:
“Paravan şirketler üzerinden verilen çeklerle dolandırıldım. Bana söylenen tek cümle, ‘Bu ülkede beni tutuklayacak hâkim ve savcı yok’ oldu. Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda destek bekliyorum.”
Mağdurlar, savcılığa sundukları suç duyurularında hem firma yöneticileri hem de kurulan paravan şirketler üzerinden yürütülen yapının ayrıntılı biçimde incelenmesini talep etti.